İŞİTME YETERSİZLİĞİ OLAN BİREY
İşitme engelinden dolayı özel eğitimi gerektiren bireydir. İşitme engelli birey, bazı sesleri duyabilmekte fakat; bu düzeydeki işitme, konuşmayı anlaması için yeterli olmamaktadır. Çok ileri işitme kayıplarında ise, bir işitme cihazı kullanıyorken dahi, yalnız işitme yolu ile konuşmayı anlaması çok olmaktadır. Bu durumdaki bireyler konuşmayı anlayabilmek için dudak
okuma yöntemini de kullanmaktadırlar. İşitmenin gerçekleşmesi ise bir takım
kurallara bağlıdır.
a- Sesin olması
b- Sesin kulağa ulaşması
c- O sesin insan kulağının alım gücü sınırları içinde olması
d- İşitme geçit yolunu(dış-orta-iç kulak) aşması
e- İşitme merkezine ulaşması ve algılanmasıdır.
Bu işlevlerden en az birinin aksaması işitme engelini ortaya çıkarabilmektedir.
İşitme engelli konusunda pek çok sınıflandırma sistemi bulunmaktadır. Bunlar içinde en yaygın olarak, işiten ve işitmeyen engelli, ağır işiten ve işitmeyen ayrımları kullanılmaktadır.
ÇEŞİTLİ ETKENLERE GÖRE İŞİTME ENGELİNİN SINIFLANDIRILMASI
1- Derecesi(İşitme Kaybı)
a- İşitmeyen-ağır işiten
b- Çok ağır-ağır-orta-az-çok az
c- A, B, C,D, E, F
2- Oluş Zamanı
a- Doğuştan, Sonradan
b- Doğuştan, Edinilmiş, Kazanılmış
3- Nedeni
a- İrsi nedenler
b- Sonraki nedenler
c-edinilmiş nedenler
4- Yeri
a- İletimsel-Sinirsel-Merkezi-Karma
5- Oluş Biçimi
a- Birden-Giderek
6- Süreğenliği
a- Geçici-Kalıcı
Ülkemizde özel eğitimde daha çok engelin derecesine göre yapılan
sınıflama ve tanımlama kullanılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığınca kullanılan
yönetmelikte işitme engelliler, İŞİTMEYENLER(sağırlar) ve AĞIR İŞİTENLER olarak iki
kümede tanımlanmaktadır.
1- İŞİTEMEYENLER(SAĞIRLAR): Düzeltildikten sonra iyi işiten kulağındaki işitme kayıpları 70db ve daha fazla olanlara denilmektedir. Diğer bir deyimle işitme kayıpları gerekli düzeltmelerden sonra ana dilini konuşmayı olağan yollardan öğrenmeyi engelleyecek kadar fazla ve bu yüzden özel eğitimi
gerektiren kişilerdir.
2- AĞIR İŞİTENLER: Düzelttikten sonra iyi işiten kulağındaki işitme kayıpları olağan yolardan ana dilini öğrenmesini ağırlaştıracak derecede olup bu yüzden özel eğitimi gerektirenlerdir. İşitme özürleri, işitme yolu dikkate alındığında özrün oluştuğu yere bağlı olarak iletimsel, duysal-sinirsel, merkezi ve karma işitme kaybı olarak dörde ayrılmaktadır.
İşitme engelleri işitme yolu dikkate alındığında özrün oluştuğu yere bağlı olarak ;
1- İletimsel İşitme Engeli: Seslerin orta kulağa girmesi engellendiğinde oluşur.
2- Duyusal-Sinirsel İşitme Engeli: İç kulak fonksiyonunu gerektiği gibi yerine getiremediğinde orta kulaktan gelen sesleri uygun şekilde iletememektedir. Bu tip kayıplarda hasar, iç kulakta veya iç kulaktan beyine sesleri ileten sinir sistemindedir.
3- Merkezi İşitme Engeli: Beynin kendisine gönderilen sinyalleri yorumlayamadığı duruma merkezi işitme engeli denir. Ses beynin işitme merkezine kadar gelir ancak işitme gerçekleşmez.
4- Karma İşitme Engeli: Orta ve iç kulaktaki hasarın bir arada bulunduğu tiptir.
B. NEDENLERİ:
İşitme engelinin nedenleri, dilin kazanımından önceki nedenler ve dilin kazanımından sonraki nedenler olmak üzere iki grupta incelenmektedir.
a. Dilin kazanımından önceki nedenler: Hamilelikte geçirilen rubella(alman kızamıkçığı- kızamıkçık) özellikle hamileliğin ilk üç ayında geçirildiği işitme ve görme bozukluğu ile kalp problemlerine neden olabilir. Kalıtım diğer bir etkileyen faktördür. Kalıtımsal kökenli işitme engelli ailelerin çocuklarının %90’ı işitme engellidir. Orta ile çok ileri derecedeki işitme kayıplarının nedenlerinin % 50’den fazlası genetik faktörler sonucudur. Prematüre doğum ve hamilelik sırasında geçirilen hastalıklar ileri derecede işitme kayıpları nedenleri arasındadır. Düşük doğum ağırlığının eşlik ettiği prematüre doğum beyinde kanama, yada orta kulakta oksijen azalması meydana getirebilir ve bu durum değişik derecelerde işitme kayıplarına neden olabilir. Hamilelik sırasında annenin geçirdiği kabakulak, frengi gibi ateşli hastalıklar, menenjit gibi viral enfeksiyonlar iç kulakta hasara neden olarak erken dönemde kalıcı işitme yetersizlikleri oluşturabilir. Anneden geçen sütomegalovirüs tüm yeni doğan bebeklerin yaklaşık % 1’ini etkileyen virüs enfeksiyonudur. İşitme kaybı rbpor edilen altı yaşın altındaki çocukların yaklaşık % 3’ü sitomegalovirüs nedeniyle çeşitli derecelerde işitme kaybına sahiptir. Doğum esnasında beyine oksijen gitmemesi, kanda bilirubin düzeyinin yükselmesi(hiperbilirubinemi), kan uyuşmazlığı, annenin kullanmış olduğu ilacın türü ve dozu, annenin böbrek hastalığı, şeker hastalığı gibi sistematik hastalıkları, annenin çektirdiği röntgen ışınları, annenin geçirdiği sarılık hastalığı, hamilelikte annenin geçirdiği kazalar, çarpmalar ve yaralanmalar çocukta çeşitli düzeyde işitme kaybına neden olabilir.
b. Dilin Kazanımından Sonraki Nedenler: Doğum sonrasında çocuğun geçirdiği menenjit, orta kulak iltihabı, kızıl, kızamık, boğmaca, difteri, kabakulak, grip gibi mikroplu ve ateşli hastalıklar genellikle orta kulakta hasara neden olarak iletim tipi işitme problemini ortaya çıkarabilir. Çocuğun kullandığı streptomisil vb. gibi iç kulak ve işitme sinirlerinde tahribat yapan ototoksit ilaçlar, işitme mekanizmasında kalıcı hasar neden olabilir. Başı çarpma, merkezi sinir sisteminde sarsıntı ve zedelenme yapabilecek her tür kaza ve travmalar, beyin tümürleri, kulak yolunda çıkabilecek çıban ve urlar, kulağa yabancı madde kaçması ve bunları çıkartmak için kullanılan yanlış girişimler işitme özrü yaratabilir.
Orta kulakta, kemikçiklerde oluşan kireçlenmeler iletimsel türden işitme özrüne neden olmaktadır. Özengi kemiğinin oval pencereyle olan temasındaki sertleşme yada kaynama “otoscilerosis” diye adlandırılan çoğunlukla yetişkinlerde enderde olsa çocuklarda görülen bir tür işitme özrü oluturur. Gürültülü mekanlarda sürekli olarak bulunma bu tip yerlerde çalışanlarda
(özellikle erkeklerde) duyusal-sisnirsel tip işitme kaygı tehlikesi yaratmaktadır.
Bunların dışında multiplescleroziz gibi nürolojik hastalıklar, hiperosteoziz, ergenlik otosiklerozisi, gevrek kemik gibi kemik hastalıkları, şeker hastalığı, hipertiroitzm gibi metabolik hastalıklarda işitme kaybına neden olmaktadır.
D. EĞİTİMLERİ
Tanılama ve Değerlendirme:
İşitme bozukluğunun erken tatlanması düzenli bir eğitim programının erkenden başlayabilmesi açısından (ok önemlidir. Ancak işitme kaybını tespit etmek çok kolay olmamaktadır.
Bebeklik döneminde, ilk 4 gün içinde, 4 ile 6. haftalar arasında, 12 -16. haftalar arasında ve 6 aylık iken beyindeki işitme sistemlerinin cevaplarını teşhis eden testle işitme durumu tespit ediImektedir. Alıcı aletler, bebeğin başına ve kulağının içine yerleştirilmekte, bilgisayardan ses verilmekte ve bebeğin cevapları bilgisayarda ve odyometrede ölçülmektedir. Bir başka yaklaşım olarak ise bebeğin kulak kanalına bir mikrofon yerleştirilmekte ve ses verilerek iç kulaktaki çevresel seslere cevap vermede titreşen kıl hücrelerinin cevapları ölçülmektedir (Turnbull ve ark., 1999).
Daha büyük çocuklarda ise davranışsal odyolojik değerlendirme uygun olmaktadır. Çocuğun test esnasındaki davranışlarına bakılarak ölçümü yapan uzman sonuç çıkarır. Kulağa takılan kulaklıkla çok düşükten çok yükseğe, çok yumuşaktan çok serte kadar çeşitli sesler verilir ve sesin her alınışında testi alan kişi bir düğmeye basar ya da elini kaldırır (Turnbull ve ark., 1999). Sonuçlar, odyogram denilen bir çizelgede değerlendirilir. Her birey işitme engeline farklı tepkiler vermektedir. Dolayısıyla bireyin işitme seviyesinin ölçülmesi gereksinimine uygun eğitim programı oluşturmak için gerekli olan tüm bilgileri her zaman için sağlamamaktadır. Bu nedenle uygun planlamalara gidilebilmesi için ailenin de içinde bulunduğu bir ekip tarafından çocuğun zekasının, akademik başarısının, dil ve iletişim becerilerinin ve diğer gelişimleri ile ilgili durumunun belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. İşitme engelli bir bireyin eğitsel değerlendirilmesi ve bireyselleştirilmiş eğitim programının hazırlanması öncesinde aşağıdaki noktalarda çocuğun durumunun belirlenmesi gerekmektedir (Turnbull ve ark, 1999):
1. İletişim
a. İşitme kaybı
- Araçsız
- Araçlı
- Sözel fonksiyon / Konuşma sesi algısı
b. Dil
- Konuşulan Türkçe / İşaret Dili
- Dil Yeteneği
c. Konuşmanın Anlaşılabilirliği
d. Dudaktan Okuma Yeteneği
e. İşaret Yeterliliği
2. Başarı
a. Standart testlerle ölçülen akademik basan
b. Sınıf performansı ile belirlenen akademik başarı
3. Sosyalizasyon
4. Motivasyon
5. Ebeveyn Beklentileri ve Tercihleri
6. İlave Özürün Varlığı
Belirtilen bu noktalarda çocuğun durumu, odyolojik olarak çocuğun uzman (odyolog) tarafından yeniden değerlendirilmesi, bireysel zeka testleri, bireysel başarı testleri, dil ve konuşmanın değerlendirilmesi, uyumsal davranış ölçekleri, anektod kayıtları, okul programına dayanan değerlendirme ve doğrudan gözlem yoluyla ortaya konulur (Turnbull ve ark., 1999; Culatta ve Tompkins, 1999).
Eğitimleri:
İşitme özürlü çocuğun eğitimi, işitme kaybı tanısı konulduğu andan itibaren başlatılmalıdır. Eğitimin etkili olabilmesi için işitme aletinin de zamanında kullanılmaya başlanması gerekmektedir (Bal, 1991). Her işitme özürlü çocuğun eğitiminde kullanılabilecek işitme kalıntısı bulunmaktadır. İşitme kalıntısının kullanılabilmesi, çocuğun işitme kaybının derecesine uygun önerilecek olan işitme cihazının kullanımı ile yakından ilişkilidir. Günümüzde gelişen teknoloji ile
birlikte, bebeklik döneminde işitme testleri uygulanarak işitme cihazı önerilebilmektedir. İşitme cihazının çok küçük yaşlardan itibaren kullanılmaya başlanılması ile birlikte, çocuklar çevrelerinde oluşan sesleri duyabilmekte ve zamanla duyduğu bu sesleri anlamlı yorumlayabilir hale gelebilmektedirler. Yapılan çalışma sonuçları, orta ve ileri derecede işitme özürüne sahip çocukların işitme cihazının düzgün kullanımına bağlı olarak çevrede oluşan sesleri dinlemeyi öğrendiklerini ve zamanla anlamlarıyla birleştirerek yorum yapabildiklerini belirtmektedir
Gelişim Özelllikleri:
İşitme engelli çocuklar engellerinin özelliğine bağlı olarak gelişim alanlarında bazı farklılıklar gösterirler. Ancak bu onların normal işiten akranlarından tamamen farklı olduğu anlamına gelmez.Eğitimdeki amaçlarımızdan biri de işitme engelli çocukların engellerinden doğan bu farklılıkları eğitim ve öğretim ile en aza indirmektir.
Motor gelişim: İşitme engelli çocuklar hiçbir engeli bulunmayan akranları ile aynı motor gelişim özelliklerini takip ederler.Örneğin; yardımsız ayağa kalkma, yürüme, merdiven çıkma gibi… işitme engelli çocukların merkezi sinir sistemine bağlı olarak genel vücut koordinasyonunun sağlanması ve denge alanlarında problemleri vardır. Örneğin; geri geri yürüme, ip üstünden atlama, denge tahtasında ileri geri yürüme gibi becerilerde zorlanır. Bununla birlikte, işitme engelli çocuklar normal işiten yaşıtlarına göre görsel-motor koordinasyonu gerektiren ayakkabı bağcıklarını bağlama, ipe boncuk dizme gibi bazı becerilerde güçlüklerle karşılaşabilirler.
Bilişsel gelişim: Bilişsel gelişim sürecinde dil önemli bir yer tutar.İşitme engelli çocukların dil becerilerindeki, kavram gelişimlerindeki yetersizlik ve işitsel girdinin az olması bilişsel gelişim sürecini de olumsuz olarak etkiler.Bu durum çocuğun eğitim ve yaşantı eksikliğinden kaynaklanmaktadır.Çocuk düşüncelerini ifade etmede ve başkalarının düşüncelerini anlamada engellerle karşılaşır. Buna rağmen işitme engelli çocuklar normal işiten akranlarından bilişsel becerilerde çok fazla geri kalmış değillerdir. Erken tanılandıklarında ve erken eğitime alındıklarında bir çok çocuk engeline rağmen, akranlarını yalnızca birkaç yıl geriden takip eder.
Sosyal ve duygusal gelişim: Çocuklar doğumdan itibaren sosyal bir ortam ile çevrilidir.Öncelikle ailesi, daha sonra da yakın çevresi ile etkileşime geçer.Aile- çocuk etkileşimi çocuğun sosyal ve duygusal gelişiminde en önemli faktördür.İletişim kurmak; aile ile çocuğun düşüncelerini, toplumsal değerlerini, sosyal hayatı paylaşması sonucunu doğurur. Aileler çocuğunun engelini fark ettikten sonra reddetme ve inkar gibi çocukla iletişimlerinin azalmasına neden olan bir takım süreçlerden geçerler.Bu durum çocuğun sosyal ve duygusal gelişimine olumsuz bir zemin oluşturur. Aileyle olan iletişiminin giderek azalması zaman içinde toplumla olan iletişime de yansır.Bu durum da çocuğun sosyal ve duygusal gelişimini olumsuz olarak etkiler.
Öğretmen ve akranları da çocuğun sosyal ve duygusal gelişiminde önemli rol oynarlar. Akranların ve öğretmenlerin engelli çocukla kolay ve etkili iletişime girmesi ile çocuk sosyal kuralları, konuşmada kullanılan kuralları, farklı durumlara uygun tepki vermeyi, kişilerle yakın ilişkiler kurmayı öğrenebilir. Buna rağmen eğer çocukla iletişim kurulmuyor ya da iletişim için çok az zaman harcanıyorsa, çocuğun sosyal çevrenin bir parçası olması, olumlu benlik algısı geliştirmesi gibi konularda problemler yaşanır.
İşitme engelli çocuklar ihtiyaçlarını sözel olarak ifade etmede yetersiz kalırlar. Aileleri ve arkadaşları onların duygu ve düşüncelerini anlamakta zorlanırlar. Bu durumda çocuklar kendini kötü hisseder, kendine kızar ve kendine olan güvenleri gelişmez.Topluma uyum sağlamada zorluk çekerler, kendilerini soyutlanmış hissederler.
Küçük yaştan itibaren işitme engelli çocuğa işiten çocuklardan farklı davranmayarak, onları engellerine rağmen bu toplumun etkin bireyleri haline getirebiliriz.
Dil gelişimi: Dil gelişimi çocukların olumsuz olarak en çok etkilendiği gelişim alanlarından birisidir.Çocukta dil kazanımı birbirine bağlı aşamalardan meydana gelir.Buna göre; sesleri duymayan ve sözel uyaranları algılayamayan çocuğun dil kazanımı tam olarak gerçekleşemez. Dil kazanımının tam olarak gerçekleşememesinin bir diğer sebebi de ailenin çocuğa yeterli sözel tepkiyi vermemesidir. Çocuğun engelli olduğunu duyan ailenin çocukla sözel iletişimi azalır. Çocuğun sözel tepkilerinin az olması ailenin çocukla iletişimine etki eden bir faktördür. İşitme engelli çocuklarda okuma yazma gibi dilin kullanımını gerektiren becerileri kazanmada da problemler görülür.
Eğitimcilere Öneriler:
İşitme engelli çocuklar için sınıfta en uygun oturma yeri sağlanmalı, öğretmene en yakın bulunan ve onun en iyi şekilde görebileceği bir yere oturtulmalıdır.
Konuşurken abartılı dudak hareketlerinden kaçınılmalıdır.
Konuşma esnasında yüz yüze hemen hemen göz seviyesinde olmaya çalışılmalıdır.
Fazla uzun cümlelerden kaçınılmalıdır.
Sınıfta gürültünün artması durumunda işitme engelli öğrencinin kelime ayırt etmede daha fazla zorlandığı dikkate alınmalıdır.
İşitme engelli çocukla iletişim kurarken ona dinlemesi ve düşünmesi için zaman tanıyın, çocuğun ne söylediğinizi anlayıp anlamadığını araştırın, çocuğa bazı şeyler sorun ve size doğru cevap verip vermediğine bakın.
İşitme engelli çocukların kendilerini anlatma zorlukları olduğundan, sınıfta onlara daha fazla zaman ayırın ve kendisini ifade edebileceği farklı yolları anlamaya çalışın.
İşitme engelli çocukların ilgi-yeteneklerini en iyi şekilde kullanabilmeleri için çocuğu pek çok yönü ile değerlendirin ve ona en uygun olan eğitim programlarını saptayın.Bu durum aile ve diğer derslere giren öğretmenlerle işbirliği yapılarak ortaya çıkarılır.
İşitme engelli çocuk işitme cihazı kullanıyorsa müzik yeteneğini geliştirmeye ve program dışı grup faaliyetlerine katılmaya teşvik edin.
İstenmeyen bir hareket yaptığında sözel ve yüz ifadeleri ile bu belirtilmelidir.
Normal işiten arkadaşları, işitme engelli öğrenciye nasıl yaklaşacakları konusunda bilgilendirilmelidirler.
Yaşıtları ile sosyal iletişimi desteklenmelidir. Mutlaka sınıfta kaynaşma sağlanmalıdır.
İşitme engelli çocuklar öğretmeni tarafından zamanında fark edilmez ve gerekli önlem alınmazsa bu engelinin dışında bir takım uyum güçlükleri geliştirebilir.İşitme engelli çocuk bu engelini gizlemek için yalnızlığı yeğler.Sınıf içinde geçen konuşma, tartışma, soru ve direktifleri anlamayabilir.Bu anlamayış onu alay konusu haline getirebilir. Öğretmen bunları dikkate alarak, sınıfta bazı önlemler almalıdır.
İşitme engelli olan çocuklar sınıftaki etkinlikleri ya gözle ya da sürekli ve zorunlu dinlemeye ve izlemeye çalışacaklarından ötürü bu çocuklar diğer öğrencilerden daha çabuk yorulabilirler. Bu husus öğretmen tarafından dikkate alınmalıdır.